Sizlerle kategosinde tüm kuralları yıkan dünyanın en önde gelen cilt ve saç bakım ürünleri üreticilerinden biri olan The Body Shop’un gelecek için umutlarımızı taze tutmamızı sağlayan hikayesini paylaşmak istiyorum.

the-body-shop

1976 yılında İngiltere Brighton’da Anita RODDICK tarafından kurulan The Body Shop gerek marka kişiliği ve felsefesi, gerekse tüketicilerine sunduğu ürünlerin üretim süreci açısından kendisini diğer bütün kozmetik markalarından kesin çizgilerle ayırıyor.

article-1015490-00DFD4AF00000190-645_468x334

Rakipleri abartılı ambalajlar içinde fonksiyonel ve kişisel fayda odaklı ürünler sunarken The Body Shop, ürünlerini yüzyıllardan beri bilinen doğal yöntemler kullanarak ve en önemlisi doğal hammaddeler ile üretiyor. Markanın “prensipli kar” felsefesi marka kimliğinin merkezinde bulunuyor. The Body Shop kurulduğu günden bu yana müşterileriyle kurduğu bütün iletişiminde bu değer doğrultusunda davranıyor.

Prensipli kar; markanın bütün üretim ve pazarlama faaliyetlerinde dünyanın geri kalmış ülkelerinde yaşayan özellikle kadınlarla birlikte çalışması ve o insanların daha iyi bir hayat yaşamaları için onlara destek olmalarını temsil ediyor. Bu işbirliği sayesinde marka, bölgedeki istihdamın ve kaynakların artmasına, kadınların ve çocukların daha iyi bir yaşam sürmelerinine ve doğal yaşamın korunmasına destek veriyor. The Body Shop Avustralya’dan Zambiya’ya kadar uzanan 22 ülkedeki 28 farklı yerel ticaret üreticisiyle çalışmakta ve bu yerel üreticileri destekleyerek geleceklerini garantiye almalarını sağlamakta.

bg_main-visual 9861715_orig

Örneğin Brezilya Amazon yağmur ormanlarındaki Kayapo yerlilerinin ürettiği fındık yağı kullanılarak hazırlanan Rainforest Bath Beads (Yağmur Ormanı Banyo Boncuğu) bu işbirliğinin bir ürünü. Yine Nepal’deki yerlilerin su sümbüllerinden yaptıkları kağıtları kullanmaları  The Body Shop’un “Bağış yapma, ticaret yap!” felsefesinin sonucu olarak ortaya çıkmış bir işbirliği. Daha aşina olduğumuz bir tabirle “Balık verme balık tutmayı öğret!” felsefesi de diyebiliriz. Bir marka için takdir edilesi bir çalışma felsefesi açıkçası.

3. Dünya ülkeleri ile ilgili yapılan bu işbirliği sadece ticaret ile sınırlı değil. Marka 1989 yılında gelişmeye alan açmak için amazon ormanlarında çıkartılan yangınlara karşı bölge halkına destek olmak için kamuoyu oluşturup yaklaşık bir milyon imza toplanmasını sağlamıştır. 1990 yılında  insan hakları ve çevre koruma gruplarına finansman sağlayan “The Body Shop Foundation” adlı vakıf kurulmuş. 1995 yılında Anita RODDICK’in bir girişimi olan The New Academy of Business (ticaret akademisi) kurulmuş. Toplumsal, çevresel ve etik konuların ele alındığı bu yenilikçi işletme programı Bath Üniversitesi’nde verilmektedir.

1996 yılında o güne kadarki en büyük ( dört milyon kişinin imzasını taşıyan) dilekçenin Avrupa Komisyonu’na verilmesiyle sonuçlanan “Hayvanlar Üzerinde Deneylere Son” kampanyasının da aralarında bulunduğu başarılı kampanyalar yürütülmüş ve bu kampanya, Kasım 1998’de kozmetik ürünlerinin ve bunların içerik maddelerinin hayvanlar üzerinde denenmesinin tüm İngiltere’de yasaklanmasıyla istenen sonuca ulaşmış.

aat-fullsize EUban

The Body Shop ve ürünleri geliştikçe, lüks karşıtı, atık karşıtı, doğal hammaddeler kullanma felsefesi markanın bütün faaliyetlerinde gözle görülür hal almış.

Nesli tükenen hayvanlar da The Body Shop’un dikkat çekmek için uğraş verdiği önemli konulardan biri.

img_the_body_shop_malaysia_values_campaigns_malaysian_campaign_where_is_my_mama_tiger 099fe684904a87fb564c29a4885a688e

Bir diğer konu alternatif enerji kaynakları kullanarak doğal kaynakların daha az yok olmasına yardımcı olmak.

Marka sektörün çoğunluğunun aksine abartılı ambalajlar yerine basit tekrar doldurulabilir kullanışlı plastik ambalajlar kullanmış.

The Body Shop Pore Minimiser

Kurucu Anita Roddick markanın misyonunu sadece kozmetik ürünleri satmanın tamamen dışında beklirlemiş. Sahip olduğu “dünya halklarına katkı sağlamak” ideolojisi çerçevesinde çalışanıyla, müşterisiyle, işbirliği yaptığı insanlarla birlikte etrafında kendi ideolojisini paylaşan bir topluluk oluşturmayı The Body Shop’un misyonu olarak belirlemiş.

campaignhistory_top

Markanın kendisini tanımlarken kullandığı şu sözler her şeyi anlatıyor aslında:

Bugün, Değerler Raporu’muzu “İyi bir amaç uğruna çabalamak” sloganıyla tanıtıyoruz. The Body Shop’ta uygulanan etik ve sosyal sorumlu iş modelinin her gün işimizin en küçük ayrıntısına kadar entegre edebildiğimizi görmek, iş modellerinin aynı zamanda sosyal sorunlara karşı daha duyarlı, sorumlu olabileceklerini, aynı zamanda uzun dönemde büyük değişikliklere imza atabileceklerini ve ticari olarak da büyüyebileceklerinin en büyük kanıtıdır.”

THE-BODY-SHOP-VALUES1 bodyshop_ads4

BodyShop_Board_905

Uluslararası Değerler, Araştırma ve Geliştirme Direktörümüz, Paul McGreevy, Değerler Raporumuz hakkında şunları söyledi; “2011 Değerler Raporu açıkça ortaya koyuyor ki bizim iş modelimiz geleneksel bir kurumsal sosyal sorumluluk projesinin çok daha ötesine gidiyor. Biz bunu, uzun dönemde görmeyi hedeflediğimiz değişime ses getiren yöntemlerle gitmemiz, kendimizi buna adamamız, sorumlu içerik temin etmemiz, hayvan sağlığı ve haklarına önem vermemiz, ve çevresel konularda gösterdiğimiz performansla yaptığımıza inanıyoruz.”

Mağazalarda bulunan satış personelinin The Body Shop felsefesi ve ürünlerin üretim süreciyle ilgili müşterilerini bilgilendirmesi önemsenmiş. Anita RODDICK için çalışanlarının da  hayalini kurduğu bu topluluğun oluşmasına katkı sağlamaları adına kendisiyle aynı ideoliyi paylaşmaları yani markanın felsefesini özümsemeleri hayati önem taşıyor. Eğitimler ve seminerler yardımıyla çalışanlaına Body Shop felsefesini benimsetmiş.

Markanın mağazalarından alışveriş yapan müşterileri, markayla tanıştıktan sonra birer marka elçisi olup marka felsefesini benimsemelerini çevrelerine karşı kendilerini tanımlayan bir simge olarak kullanıyor. Müşteriler sadece The Body Shop ürünleri tüketmiyor, markanın dikkat çektiği bütün konulara duyarlılıklar gösteriyor hatta yeni duyarlılık gerektiren konular geliştiriyorlar. Bu şekilde sürekli büyüyen ve kendini içten içe geliştiren bir “marka sadakati” yaratılıyor. Hatta marka sadaketinin bile üzerinde olan “marka elçiliği” ortaya çıkıyor. Bir marka için elçilerinin olması sahip olabileceği en büyük sermayelerden biridir.

Marka yaratma sürecinde çok önemli bir adım olan “kendini ifade etme modeli oluşturmak” bu marka hikayesinde son derece başarılı bir şekilde kotarılmış. Body Shop müşterileri kendilerini The Body Shop müşterisi olarak ifade etmenin de ötesinde markanın misyonunun gerçekleşmesi adına markaya destek veren bir “marka gönüllüsü” olarak ifade ediyor. Müşterilerini bu şekilde etkileyen markalar markayla müşteri arasında bir ortak kişilik bağı oluşturur. (Örnek Harley Davidson, Red Bull, Mercedes). Böylece markayı tercih etmek bir statü, kişilik, ya da hayat felsefesi takdimine dönüşür.

Tüketicileri etkilemenin ve markalarla aralarında bağ kurmanın gün geçtikçe zorlaştığı günümüzde markalar yapay ve samimiyetsiz söylemler yerine gerçek bir misyon çerçevesinde sadece para kazanma amacından sıyrılarak insanların hayatında anlamlı değişiklikler yaratmaya çalışmalı. İnsanlar samimi ve içinde iyilik olduğuna inandığı işlerin ve düşüncelerin peşinden her zaman gitmeye hazır. İçinde sosyal fayda olan marka misyonları her zaman müşterilerinden destek almıştır. Bu yüzden sosyal marka olmak günümüz dünyasında çok önemli. Sadece iyi ürün sunmak önemli değil. En az onun kadar önemli olan bir diğer faktör de bu iyi ürünü sunarken çevrenizle kurduğunuz ilişkidir.

Son olarak kaynayan her çorba kazanına tuz yetiştirmeye çalışan insanlar her zaman olacak. Onlar bir yerlerde kendilerini yaptıkları çorbanın bazı insanlara ya da canlılara katkı sağlayacağına inandıracak aşçıları bekliyorlar sadece.

Reklamlar